Düşlediğimiz ve inanmak istediğimiz ülke,farklılıklarıyla zenginleştiğine inandığımız,birarada yaşama kültürüyle geçmişten bugünlere getirmek istediğimiz ülke değilmiydi ? Birlikte paylaşılan gelenekler,bayramlar,komşuluk ilişkileri....
Bir yalan mıydı bütün bunlar ? Biz yoksa kendini hep bir yerlerde gizleyen o hakikatin yerine,bir yalanı mı inşa etmiştik? Biz bu ülkenin tüm insanları,neyi nerede kaybediyoruz,birbirimize neler yaşatıyoruz?
Farlıklıkları hazmedemeyen insanın hep bir özgüven sorunu yaşadığını ,bu sorunula yüzleşmediği içinde bir başkasını ''suçlu'' gördüğünü , dahası kendisini tehtit ettiği duygusuna kapıldığını hep düşünmüşümdür.
Hoş görü palavrasına hiçbir zaman inanmadım.Hoş görü ile hor görü arasındaki farkın tek bir harften ibaret olduğunu unutmamak gerekır.
Eşit olmayı göze almak bu kdar mı zor? Ya daha açık olmayı göze almak ? Kendini daha çok gösterme cesaretini göze almak ?

2 yorum:
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil saygı duymak zorunda hikayesi var ya bu bana yalan gelir . Yaradılanı yaradandan ötürü sevmeyi öğrenemedik .
bana da insan haklarını palavra geldiği gbi.....hadi sevmyorsun ,hiç değilse saygı
Yorum Gönder